Enflasyon ile hayat pahalılığını ayıralım

‘Enflasyon ile hayat pahalılığını ayıralım’

Enflasyondaki artışın durmasına pahalılığın sürdüğünü belirten ekonomist Burak Oğuz, “Üretici ve satıcılar girdi maliyeti düşmediği sürece o fiyatı korumak zorunda kalıyor. Bu da pahalılığa yol açıyor” diye konuştu.

www.egetelgraf.com

Türkiye ekonomisi 2018’in üçüncü çeyreğinde yüzde 1.6 büyürken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış gayri safi yurtiçi hasıla zincirlenmiş endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.1 azaldı. Ege Telgraf’a değerlendirmede bulunan mali müşavir ve ekonomist Burak Oğuz, son yıllarda büyüme rakamlarındaki dengesizliğe dikkati çekerek, KOBİ’lere kullandırılan kredilerin geri tahsil edilme oranlarının yüzde 5’den yüzde 25’lere çıktığını dile getirdi. Enflasyonla hayat pahalılığının birbirine karıştırıldığını belirten Burak Oğuz, “Enflasyon artışı durdurulsa bile ürünlerin fiyatları azalmıyor, çünkü üretici ve satıcılar girdi maliyetleri düşmediği sürece fiyatları korumak zorunda kalıyor” dedi. Oğuz, katma değerli üretime dayalı ekonomi modeline geçilmesi gerektiğini söyledi.

‘BÜYÜME DENGESİZ’

Mali disiplinden taviz verildiği için son yıllarda dengesiz büyümeler gerçekleştirdiğimizi ifade eden Burak Oğuz, “Üçüncü çeyrek büyüme rakamı yüzde 1.6 olarak açıklandı. TÜİK verilerine göre mevsimsel ve takvimsel etkilerden arındırdığımız zaman yüzde 1.1 küçüldüğümüzü görüyoruz.  Biz bunu zaten bekliyorduk. 2009 krizinde eksi 4.7 büyümüşüz. Alınan tedbirlerle 2010’da 8.5, 2011’de ise 11.1 gibi dünya rekoru sayılabilecek rakamlarla büyüdük. Yine 2012’de eksi 4.8’ken 2013’de 8.5, 2014’de eksi 5.2, 2015’de de 6.1 büyüme gerçekleştirmiştik. 2018’in ilk çeyreğinde 7.3, ikinci çeyreğinde 5.2, üçüncü çeyrekte ise 1.6 büyüdük. Burada rakamların ifade ettiği değerden ziyade dengesizlik göze çarpıyor. Bir dönem eksi, diğer dönem rekor büyümeye gitmişiz. 2017’deki daralmayı toparlayıp ekonomiyi rahatlatabilmek için Kredi Garanti Fonu’ndan, KOSGEB’den piyasaya kontrolsüz şekilde hibeler verildi. İhtiyacı olmayanlar da sıfır faizle ciddi paralar aldı. Bu paralar yatırıma gitmedi, insanlar arabasını değiştirdi, yazlık aldı. Piyasaya 250 milyar lira civarında para enjekte edildi. Geçen seneki 7.4 büyümenin 5.6’sı tüketimden, 1.7’si ise yatırımlardan kaynaklandı. Tam tersi olsaydı bugün başka şeyler konuşuyor olacaktık” dedi.

‘BORÇLAR ÖDENMİYOR’

Borçlanarak tükettiğimizi ve kamu ile özel sektörün geri ödeme güçlüğü çektiğini belirten Oğuz, “Makro rakamlar çok önemli ama ben işim gereği piyasayı analiz etmeyi çok seven bir insanım. Hem merkezde hem de ilçelerde esnaf kefalet kooperatifleriyle konuşuyorum. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelere kullandırılan kredilerin geri dönüş oranlarına baktığınız zaman tahsil edilme oranları yüzde 5’lerdeyken, şu anda yüzde 25’lere çıkmış durumda. Bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız bu durum, ekonominin geldiği gerçek noktayı gösteriyor. Devletin gecikme (tecil) faizi yüzde 2, dışardan borçlanmaya kalktığınız zaman maliyetler daha yüksek. Dolayısıyla vatandaş daha pahalıya finans bulacağıma ‘Vergi borcumu ödemem, nasıl olsa af gelir, daha ekonomik borçlanırım’ diye düşünüyor. Enflasyon ve hayat pahalılığıyla birlikte hane halkının içinde bulunduğu güçlük ortada… Şirketler bazında büyümelerin kalitesizliğinden, piyasadaki finans darlığı, konkordato ilan edenlerin yıl sonu itibariyle kullanmış oldukları kredilerin faiz ödemeleri yapacak olması birçok şirketin ödeme zorluğu yaşayacağını gösteriyor. Yetkililer piyasada rahatlama olduğunu söylüyor. Evet, belli sektörlerde bir parça toparlanma var ama 2004’lerdeki iyileşmeler yok” diye konuştu.

LOKOMOTİF GÜÇ

İnşaat sektöründe 5.3’lük daralma yaşandığını ve alınan tedbirlere rağmen beklenen gayrimenkul satışlarının gerçekleşmediğini ifade eden Burak Oğuz, “Yan sektörlerini de düşündüğünüzde inşaat, lokomotif bir sektör. Yapılan düzenlemelerin birçoğu bu sektörü canlandırmak üzerine yapılıyor. Kredi oranlarının konut satışlarında düşürülmesi ve kamu bankalarının buna öncülük etmesi, KDV oranlarının düşürülmesi gibi birçok tedbir alındı ama bu tedbirlere rağmen istenilen satışlar gerçekleşmiyor çünkü vatandaşın alım gücü yok. Bu yüzden kampanyalar etki etmiyor. Satışların büyük bir kısmını yabancılar gerçekleştiriyor. Türk Lirası’nın değer kaybından sonra yabancılar için Türkiye cazip hale geldi” şeklinde konuştu.

PAHALILIK NEDİR?

Enflasyonla hayat pahalılığın birbirine karıştırıldığını söyleyen Burak Oğuz, bu iki kavramı şöyle açıkladı: “Otomotiv ve akaryakıtta ÖTV fiyatlarına yapılan düzenlemeler enflasyona olumlu etki sağladı. Temel gıda ihtiyaçlarında maalesef iyileşme yok, aksine fiyat artışı var. Alınan tedbirlerle ya da sıcak para girişiyle döviz, faiz ve enflasyon baskılanıyor fakat vatandaş karşılığını alamıyor. Fiyatlar enflasyonla beraber yükseliyor. Artışı durduruyorlar ama fiyatlar çıktığı yerde kalıyor çünkü üretici ve satıcılar girdi maliyetleri düşmediği sürece o fiyatı korumak zorunda kalıyor. Bu duruma da hayat pahalılığı deniyor. Türkiye’deki enflasyonun temel nedenlerinden biri üretici maliyetlerinden (ÜFE) kaynaklanıyor. Buna bir çözüm bulmamız lazım, imalat sanayinde ara mallarında hala dışa bağımlıyız. Başta doğalgaz, enerji ve petrol olmak üzere hammaddeleri yurtdışından dövizle almaya devam ediyoruz. Buna bir çözüm bulunması lazım.”

SEÇİM ENDİŞESİ

“Türkiye’nin artık mevcut ekonomi politikalarından vazgeçip, yeni bir hikaye yazması lazım” diyen Burak Oğuz, 2019 yerel seçimlerinde mali disiplinden uzaklaşarak, yeniden popülist politikalarla piyasaya para emisyonu yapılması ihtimalinin kendisini korkuttuğunu söyledi. Oğuz, “Yeni bir büyüme modeline geçmeliyiz. Bununla ilgili şu anda bir şeyler yapılıyor ama ben yeterli olduğunu düşünmüyorum. Yapısal reform deniliyor ama somut icraatlar göremiyoruz. Tüketime dayalı modelden katma değerli üretime dayalı, istihdamı ve ihracatı arttıracak modele geçilmesi lazım. Dışa bağımlılığımız azalmadığı sürece borç alarak ödeme yapmaya devam ederiz. Türkiye batmaz ama gelecek nesillere çok ciddi bir borç mirası bırakır. 2019’da beni tedirgin eden geçmişte olduğu gibi seçim öncesi mali disiplinden uzaklaşıp, popülist politikalarla piyasaya para emisyonu yapılması. Seçim öncesine girdiğimiz için 2018 kapanış rakamları son derece önemli. Bu yüzden rakamlarda iyileşme yapmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

İnanç Zor/Özel Haber