Combien coûte le revenu mensuel pour les gens d’Izmir?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yılın gelir ve yaşam koşulları araştırması bölgesel sonuçlarını açıkladı. Buna göre, Türkiye’de ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri 2016’da 19 bin 139 lira olarak hesaplandı.  

RAKAMLAR GERÇEK DIŞI

Kişi başına düşen milli gelir hesaplamasında değişikliğe gidildiğini belirten Ekonomist Burak Oğuz, “Gelir, asgari ücretli çalışanın eline geçen aylık bin 404 lira demek değildir. Kazancımızdan masraflarımız çıkarıldığında elimizde kalan para miktarıdır. TÜİK’in anketine baktığımız zaman İzmir’de fert gelirinin 23 bin 612 olduğunu görüyoruz. Bu da aylık yaklaşık 2 bin liraya tekabül ediyor. Bu inandırıcı bir rakam değil. İzmir’de çarşıyı, pazarı dolaşıp insanlara ‘ay sonunda bütün harcamalarınızı yaptıktan sonra cebinize 2 bin lira para kalıyormuş’ dediğinizde, bizimle dalga mı geçiyor diye yüzünüze bakarlar. TÜİK, kişi başına düşen milli gelirde hesapla değişikliğine gitti ve 2016 verilerine göre Türkiye’de kişi başına düşen milli gelirini 10 bin 883 Dolar olarak hesapladı. Yani aylık 2 bin 742 lira kazanıyoruz. Bunun 766 lirası harcamalara gidiyor. Bin 966 lira da tüketilebilir gelir olarak kalıyor. Bu TÜİK’in rakamlarıyla uyumlu ancak vatandaşın gerçek rakamlarıyla uyumsuz bir gelir” dedi.

İŞSİZLİK DÜŞMÜYOR

TÜİK’in hesaplama yöntemlerinin gerçek işsizlik rakamlarını yansıtmadığına da değinen Oğuz, “TÜİK, işsizlik oranlarını hesaplarken iş aramaktan ümidini kesmiş vatandaşları hesaba katmıyor. Dolayısıyla bize gerçek işsizlik oranının yarısı lanse ediliyor. Geçtiğimiz günlerde bir milyon kişinin istihdam edildiği ve istihdam rakamında rekor artış olduğu hanelere söylense de bu artıştaki en önemli unsur, ilk başta vurguladığım gibi birkaç aydır işsiz olanların TÜİK tarafından ‘bunlar işsiz değildir’ diyerek dikkate alınmaması. Cumhuriyet tarihine baktığımız zaman hükümetler ekonomiyi canlandırmak için teşvik ve hibeler vermiştir. Ancak son bir yılda daha önce hiç yapılmadığı kadar  teşvikler, hibeler, kredi garanti fonları, KOSGEB’ler, Eximbank’lar, vergi indirimleri, taksitlendirmeler yapıldı. İstihdamın teşviki ve desteklenmesiyle ilgili birçok düzenlemeye rağmen işsizlik oranları bir türlü düşürülemiyor. İşsizlik oranı mali disiplini bozacak uygulamalarla değil,  ilkokuldan itibaren kaliteli eğitim ve mezuniyet sonrası iş bulma imkanlarını doğru planlayarak düşürülebilir” diye konuştu.

 

MALİ DİSİPLİN BOZULDU

Hükümetin ekonomi politikalarının iki aşamalı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Oğuz, “2002 ile 2008 arası dönemde Türkiye’nin ekonomi alanında dünyada yıldızı parlamıştı. Başarılı büyüme oranlarıyla işsizlik tek haneli rakamlara düşüyordu. Bunun nedeni mali disiplinden taviz verilmemesi ve üretim istihdamının desteklenmesiydi. 2007 sonrasında yaşanan problemlerle birlikte mali disiplinden kopulmaya başlandı. Ekonomiyi bütçe dengesi ve mali disiplin ortada tutar. Bunlardan vazgeçtiğiniz zaman işsizliği, dövizi, faizi ve enflasyonu kontrol edemezsiniz. Mali disiplinden şu anda müthiş şekilde taviz verildi. Bu durum bütçe açığına da yansıyor. Proje bazlı yatırımları desteklediğiniz zaman sadece bir sektörü kalkındırmış oluyorsunuz. Diğer tarafta yüzlerce, binlerce küçük işletmemiz, esnafımız kepenk kapatmak durumunda kalıyor. Milyar dolarlık proje bazlı desteklerden ziyade, sürekli şekilde küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin desteklenmesi daha faydalı. Geçtiğimiz süreçte iki önemli düzenleme yapıldı; kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi ve KOSGEB. Bunların kısa süreli değil, daha uzun süreli ve daha çok tabana hitap edecek şekilde olması daha çok fayda sağlayacaktır” dedi.

İnanç Zor/ Özel Haber